Ana sayfa Genel Türkiye’de İşsizlik Sorunu

Türkiye’de İşsizlik Sorunu

22
0
türkiye işsizlik sorunu

Bana 2019 yılı Eylül ayında Türkiye’nin en büyük sorununu soranlara işsizlik derim. İşsizliğin sosyolojik psikolojik ve ekonomik bir sürü sonucu var fakat ben bugün sadece ekonomik yani matematiksel olarak ispat edebileceğim şeyleri size anlatacağım.

16.09.2019 da TUİK iş gücü istatistiklerini yayınladı. Bu istatistik haziran ayı ölçümlerini kapsıyor. Yani Turizm sektörünün, tarım sektörünün, inşaat sektörünün en güçlü çalıştığı dönem. Rakamlarsa bir kabus. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 4 milyon 253 bin kişi. Oransal olarak %13. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı %24.8. Her dört gençten biri işsiz arkadaşlar. Ve geçen seneye göre 938 bin yeni işsizimiz var hayrını görelim.

938 bin kişi işinden olunca yaşadıkları sıkıntılı dönemleri ailevi ve sosyal problemleri hatta intiharları cinayetleri falan hep es geçeceğim. Her işsizin ekonomik maliyeti üzerine düşüneceğim. Bir insan işsiz kaldığı zaman sosyal güvenlik sistemine ödediği prim azalır. Sosyal güvenlik sistemimiz açık verir. Ve bu açık çalışanlarının yani vergi mükelleflerinin sırtına biner.

Bir insan işsiz kaldığı zaman harcama yapma iştahı azalır. Yeni kıyafet almaz yeni araba almaz ev almayı aklına bile getirmez. Kıyafet almadığı zaman o gösterişli avmlerimiz kıyafet satamaz düşük cirolu şubelerini kapatır personelini azaltır ve hop yeni işsizler eskilerinin yanına eklenir. Satılmayan arabalar ihracatımızın büyük çoğunluğunu oluşturan otomobil sektörü o kadar daralır ki koca koca fabrikaların planlı üretim azaltışlarını ve vardiya düşüşlerini duyarız. Hele hele inşaat yapan arkadaşların yapacağı evleri dükkanları alacak babayiğit aramaya çıkarız komşu ülkelere.

Bu şubesini kapatan; üretimi azaltan yada yaptığı evi satamayan ticaret erbabı soluğu ya ticaret mahkemelerinde alıyor yada banka şubesinde. Konkordato ilan eden firmalarımız sayesinde bu firmalardan alacaklı başka firmalara da sıçrıyor ödememe sarmalı. Bugün itibariyle ciddi boyutlara ulaşmasa bile firmaların banka borçlarını yeniden yapılandırması bankalarımızın aktif kalitesini olumsuz etkiliyor ve özellikle özel bankaların kredi iştahı her geçen gün azalıyor.

Tabi devletimiz ve hükümetimiz bizim kadar tehlikenin farkında. Gerek kamu istihdamını arttırma yoluyla, gerekse işverenlere çeşitli teşvik ve sübvansiyonlar vererek bu açığı kapatmaya çalışıyor. Tabi ki vergi mükelleflerin cebinden.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here